5 Eylül 2014 Cuma

Galatasaray'ın Transferleri ve Sistemi

Galatasaray’la yaşayan bir ağabeyimden öğrendiğime göre Prandelli geçen seneki Ersun Yanal gibi takıma ağır bir yükleme yapıyormuş. Hala fiziksel çalışmalar ağırlıktaymış ve takım çift idmana devam ediyormuş.
Galatasaray bu sezon da aşağı yukarı 50 maç oynayacak. +1 Süper Kupa finaliyle birlikte lig zaten 35 maç. 6 Şampiyonlar Ligi. Büyük ihtimalle Avrupa Ligi’ne gidileceği için en az 4’te orada eleme oynasanız 10 Avrupa maçı yapar. En az 5 de Türkiye Kupası oynansa 50 eder. Daha çok olma, 60’lara dayanma ihtimali var. Galatasaray’ın futbolcularının çoğunun milli olması yüzünden bu sayıların bireysel olarak daha da yüksek olması ihtimali var.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

27 Ağustos 2014 Çarşamba

Fenerbahçe - Galatasaray Maçı Analizi

Dün, Türk futbolunda sonucun %70’ini belirleyen, saha dışı ve içi futbol harici etmenler üzerine yoğunlaşmış ve SÜPER finali ilk olarak bu şekilde değerlendirmiştim. Bugün sonucun ancak %30’unu etkileyebilen bizim sevdiğimiz kısmı, saha içini yazacağım.
Evvela Galatasaray hakkında SÜPER finalden bir gün önce 24 Ağustos’ta Twitter’da şunları yazmıştım.
-              Hazırlık sezonu bitti. Prandelli’nin Galatasaray’ı hakkındaki görüşlerimi yazayım.
-              Başlangıç sisteminin hatalı olduğunu düşünüyorum. Galatasaray'ın daha iyi kanatlara değil, kadroda olmayan (kovalayan) oyuncuya ihtiyacı var.
-              Geçen seneki kanatlar Hajroviç, Ontivero başarısız oldu, yerlerine Olcan ve Yasin alındı ama Galatasaray’ın esas eksiği bu muydu? Daha kaliteli kanat oyuncusu muydu Galatasaray’ın eksiği? Yoksa top kazanabilecek oyuncu muydu eksik?
-              Prandelli Mancini'nin 4-3-3'ünü aldı, derindeki adamı 10 numaraya koydu. “Ağırlık merkezini öne çekeceğiz ve pres eksiğimizi böyle kapatacağız” diye düşündü.
-              O yüzden de stoper isteği üzerinde durdu. Açıklayayım. Eğer siz ortasahada derinde adam kullanırsanız ya da ortasahanız Beşiktaş gibi olursa… Yani savunmanız, kalabalık rakiple geniş alanda birebir kalmazsa çok gol yemez. Bu savunmanın kalitesi sayesinde değildir, takım oyunundandır.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

26 Ağustos 2014 Salı

Süper Maça Tef Lazım

Süper zeki futbol yöneticilerimizin neresinden tutsan elinde kalacak şekilde düzenledikleri şu SÜPER final nihayet sona erdi. Maçtan önce "Hiç derbi gürültüsü, kavgası çekesim yok... Böyle maçlar sezon başı olmamalı daha ısınmadık bile" diye düşünüyordum.
Biliyordum ki, tribünlerden bir sürü yabancı madde yağacak, oyuncular saha içinde birbirine girecek,  bu gibi rezil pankartlar asılacak ve sonra da kim sorarsa bu maç Soma'daki acılı ailelerimiz için yardım olacak. Soma için duyarlılığımızı göstermiş olacağız,
şovumuzu yapacağız vs... İşte bu saçma düşünceyi ancak sözde birlikte yaşadığı bu halktan sonra derece kopuk olan, villalarından plazalarından dışarı çıkmayan bu süper zekalılar düşünebilirdi.
Kardeşim bu ülkede toplumun en duyarsızlaştığı gün derbi günüdür. Ne Soma'yı ne başka bir şeyi gözü görmez insanların. Abi kardeş birbirini bıçaklar bu günlerde. Yurdun dört bir yanındaki binlerce kahvehanede toplu kavgalar çıkar, sokaklarda insanlar birbirini bıçaklar, Edirnekapı'da çocuklar ölür ama siz sözüm ona duyarlılık yaparsınız...
Sporun birleştiriciliğiymiş de, efendim acılı ailelere destekmiş... Yahu siz bu topraklarda en son hangi spor müsabakasının insanları birleştirdiğini gördünüz? Destek dedikleri stat aşağı yukarı 15 bin kişilik zaten yarısı davetiyeyle dolmuştur. Oradan gelecek desteği, dünyanın en çok maaş alan Milli takım teknik direktörlerinden biri olan Terim zaten aylık maaşının çeyreğiyle karşılardı. Ama şovu kimse yapamazdı bak! Boşa giderdi.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

22 Ağustos 2014 Cuma

Beşiktaş Arsenal Maçı Analizi

Müthiş bir maç izledik ve asansördeyiz… Basın toplantı odasına iniyoruz. Asansörde yıllardır Beşiktaş muhabirliği yapan X söyleniyor. “Bu Biliç hoca moca değil, Oğuzhan çıkar mı oyundan? Geçen sene de bu adam yaktı bizi”
O zaman düşünüyorum ki, Beşiktaş tarihinde Arsenal’e karşı üstün oynadığın kaç tane maç izledin hayatında? Yıllardır bu işi yapıyorsun ama tecrübe edemiyorsun. Bu Old Trafford’ta Tello’nun golüyle 0-1 yendiğin ama 90 dakika kale önüne otobüs çekip sürekli zaman geçirdiğin maçtan 10 kere gurur verici bir eleme maçı! Hem de sezon öncesi. Çatır çatır çıktın ve dünyanın en büyük, elit kulüplerinden birine karşı üstünlük kurdun. Wenger maç sonu açıklamalarında Beşiktaş’a övgüler yağdırdı. “Son yıllarda Türkiye’ye sık sık geldiniz ve rahat sonuçlarla evinize döndünüz. En son geçen sene başında Fenerbahçe size karşı direnememişti bu durum sizi rehavete mi düşürdü?” sorusuna. “Hayır, son derece konsantreydik ama Beşiktaş çok iyiydi” dedi.
Bakın bu gurur gecesine benzer geceleri hatırlayalım. Elit dediğimiz takımlar birinci klasman takımları dediğimiz bu takımlar en çok istikrarlarıyla meşhurdur. İtalyan kulüpleri şikeden sonra bu özelliklerini yitirdiler ama bu İngiliz kulüpleri ve Real Madrid, Barcelona gibi takımlar sezonlara böyle şoklarla başlamazlar. Arsenal Şampiyonlar Ligi elemelerinde bu maça kadar 12 maç oynamıştı. 12 maçı da kazanmış toplam 29 gol atmış ve sadece 3 gol yemişti. Var mı böyle bir istatistik? Her sene elemede iç-dış yeneceksin, hiç elenme ihtimali bir doğurmayacaksın. İlk kez şimdi doğurdular.
Buna benzer başarılar, Boliç’in golüyle Manchester’ı evinde yenmek  vs de değil.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

19 Ağustos 2014 Salı

2014-2015 Sezonu Öncesi Takımların İncelemesi

Bu yazıda sezon öncesi maçlarını izlediğim takımların analizlerini yapacağım. 3 büyüklerin sezon öncesi durumuyla ilgili daha ayrıntılı bir analiz olacak. “Neden sadece üçü?” derseniz. Trabzonspor’u izleme fırsatım olmadı zira pek gerek de yok aslında. Trabzonspor gibi kadronun yarısını değiştiren takımların ilk 1-2 ay oynayacakları maçlar taşları oturtmakla geçecek ve bize pek dişe dokunur veri sunmayacaktır. O yüzden Trabzonspor’un Kasım’a kadar oynayacağı maçlarda yapılacak yorumlar son derece afaki olacaktır. Bakın Kayseri Erciyesspor da geçen seneye aşırı sayıda transferle başlamış ve takım olmaları ancak ligin ikinci yarısını bulabilmişti. İlk devreyi son sırada bitirmişler ama ligin ikinci yarısındaki puan durumunda ilk 5’te olmuşlardı. Sonuçta kesin düştü denen takım ligi 14. sırada bitirmişti. Aynısı Trabzonspor’a olabilir. Ligin ilk yarısında 10. falan olup, 2. yarısında ilk 3’te olabilirler ama ligin ilk yarısında 10. olan Halilhodziç’e de kimse sabır göstermez.  İşte bu yüzden Trabzonspor olursun. Bir adım ileri, iki adım geri.
Tüm Trabzonsporlular Halilhodziç’in Cezayir’de neyi başardığına bakmalı. Bu adam Afrika ülkeleri sıralamasında 11. sıradaki takımı aldı 1. sıraya yerleştirdi. Şuan o Drogba’lı, Yaya Toure’li Fil Dişi’nden bile öndeler bu Slimani’ler falan hiç adı sanı duyulmamış adamlardı. Bu çocukların hepsinin üst seviye liglerde oynamaya başlamaları bile ne kadar büyük bir yatırım yaptığının kanıtıdır. Üstelik iyi de futbol oynattı. Dünya Kupasına katıldı. Capello’yu eledi yahu. Dünyanın en büyük teknik adamlarından biri, dünyanın en çok kazanan teknik direktörü Capello’nun Rusya’sını eledi. İşte Trabzonsporlular şunu bilmeli ki bunlar 3 ayda 5 ayda hemen olmuyor. Dikkat ederseniz bir sürü genç oyuncuyu kadrosuna kattı Trabzonspor. Serdar Gürler, Deniz Yılmaz, Sefa Yılmaz, İshak, Salih Dursun vs vs. Halilhodziç’in esas yapması gereken Feldkamp’ın 2008’de ve 1993’te yaptığı gibi bunları kazanmak. Bunları kazanırsanız, bunlardan yıldızlar yaratırsanız Cardozo zaten golü atar. Bunları kazanamazsanız, bunlar gelişmezse Cardozo Jardel gibi oyuncudur. Ayağına topu vermezsen öyle bekler… (Malouda için de bu yaşında geçerli bir durum bu)

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ