24 Şubat 2015 Salı

Sergen 2 - 3 Hamzaoğlu

Bu maç bence Hamza Hamzaoğlu’nun teknik adamlık olarak becerilerini gösterdiği maçlardan biri oldu. Göreve geldiğinden beri devam eden zorlu süreçte Beşiktaş ve Sivasspor deplasmanlarında Galatasaray Teknik Direktörünün, taktik hamleleriyle maçı lehine çevirebildiğini gördük. Buna karşın Eskişehirspor maçı ise, kazanılmasına rağmen, Hamzaoğlu’nu kararları dolayısıyla eleştirdiğim bir maçtı. Teraziye koyduğumuz zaman, Hamza hocanın takıma uyumu, oyuncularından aldığı maksimum performans, bir çok futbolcuyu takıma tekrar adapte edebilmesi ve son olarak ortada geçen bazı maçları (Sivasspor, Beşiktaş) taktik hamleleriyle lehine çevirebilmesi… Bunlar hep terazinin pozitif yanını ağırlaştıran veriler.
Bu sezon lig, Hazma hocanın beklediği gibi geçmiyor. O ligin ilk yarısında bir basın toplatısında açıkladığı üzere “Daha çok takım puan kaybedecek, değirmenin altından çok sular akacak"  öngörüsündeydi. Zira senelerdir de lig buydu. 75 puanı alan şampiyon olabiliyordu. Üç büyükler çok daha fazla puan kaybediyordu. Ancak bu yıl, Anadolu takımlarının yaşadığı büyük kalite düşüşü yarışı farklı bir boyuta taşıdı. Ligin ikinci yarısı daha başlamadan 3 büyükler kopmuştu. Süper (olduğu iddia edilen) Lig, 3 büyük takımın minimum puan kaybı yapanının şampiyon olacağı bir yarışmaya dönüşmüştü. Bu haftalar itibariyle üç büyükler, son 20 sezonun en çok puanını topladıkları sezonunu yaşıyorlardı.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

2 Şubat 2015 Pazartesi

"En iyi savunma oyunu oynamaktır"


Bir önceki hafta iç sahada Rizespor karşısında, Hamza hocanın klasik 4-2-3-1 sisteminde şu oyuncular oynamıştı.
Muslera, Sabri - Koray - Hakan - Telles, Melo - Selçuk, Bruma - Sneijder - Emre Çolak ve Umut
Emre Çolak sol ön, Bruma sağ öndeydi. Sneijder 10 numara pozisyonundaydı. Galatasaray ilk yarıda rakibini sahadan silmiş ve 2-0'ı bulmuştu. 2. yarıda da skorun rahatlığı sonrasında oyun dengelenmiş ve bu şekilde neticelenmişti.
Peki, ne değişmişti de Galatasaray Bursaspor maçı 11'inde bunca değişiklik yapmayı düşündü?
Evet Bursaspor, Rizesspor'dan daha dişli bir takım olabilir ama Galatasaray yine taraftarı önünde oynuyordu.
Bu maçta Hamza hocanın tercih ettiği diziliş şuydu. Yine 4-2-3-1.
Muslera, Sabri - Chedjou - Koray - Hakan, Melo - Emre Çolak, Olcan - Sneijder - Telles ve Umut

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

26 Ocak 2015 Pazartesi

İletişim Uzmanı Hamzaoğlu

Maç sonu Hamza Hamzaoğlu basın toplantısına katıldı ve açık yüreklilikle önce Burak’tan sonra tüm Galatasaraylılardan özür diledi. Burak’ın ne kadar istekli olduğunu anlattı “Ama yine de karar verecek kişi bendim ve ben bu hatayı yapmamalıydım” dedi.
Hatalar yapılır, bir önceki yazıda da belirttiğim gibi 45 yaşında, ilk kez bir büyük takım çalıştıran, genç potansiyelli bir hoca tercih hataları yapar ama önemli olan bu hatalardan tecrübeler edilenebilmesidir. Hataları tekrar etmemesi önemlidir.
Gençlerbirliği maçında oyuncu değişikliğinde geç kaldığı için hata yaptığını itiraf eden Hamzaoğlu, Beşiktaş maçında değişikliklerini erkenden yapmıştı. Fakat bu Rize maçında yine değişiklik için geç kaldı ve bana, bazı oyunculara imtiyazlı davranırken bazılarını da biraz öteliyor gibi geldi.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

21 Ocak 2015 Çarşamba

Hamza Hoca, 'abileri' ve Ferguson


Öncelikle Hamza hoca beklentimin çok üzerinde bir başlangıç yaptı. Takıma motivasyon anlamında büyük bir inanç verdi ve futbolcuların özgüvenlerini kazanmalarında çok kısa sürede çok başarılı oldu.
Sadece bununla kalmayıp Beşiktaş maçındaki gibi doğru taktik hamlelerle takdir edilmesi gereken puanlar da topladı.
Gençlerbirliği maçında ezilen 4-4-2’sini Beşiktaş maçında 4-3-3’e çevirdi ve Beşiktaş’ın savunmadan en çok top çıkaran oyuncusu olan Motta’yı Umut gibi ilerde şahane savunma yapan bir oyuncu ile durdurdu ve Beşiktaş’ın geriden oyun yönetebilmesini engelledi. Ayrıca Melo’yu derine atarak savunma önünde bir duvar ördü ve Beşiktaş’ı defansif olarak durdurmayı bildi. Şansının da yardımıyla bir duran top golü sonrası üç puanı aldı.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

5 Ocak 2015 Pazartesi

Derbiden Kalanlar

Kısa kısa maç notlarımı yazayım.
-          Beşiktaş orta saha göbeğini her zaman 3 oyuncuyla tutuyor. Bu üç oyuncudan ikisi de Atiba – Veli – Necip üçlüsünden ikisi olunca fiziksel olarak net üstünlük sağlıyor. Diğer biri ise Sosa veya Oğuzhan olunca bir yaratıcılık sunup, uygun bir 4-2-3-1 çıkarabiliyorlar. Oğuzhan ve Sosa aynı anda olmaz ise yaratamıyorlar veya Atiba, Necip, Veli üçlüsünden ikisi aynı anda olmazsa fiziksel üstünlükleri son buluyor.
-          Zengin kadrolarda bu üç ortasaha göbeği mevki ortalama 7 oyuncuyla düzenlenir. Beşiktaş’ta ise bu sayı 5! Üstelik bu rotasyon zaafını sürekli ortasahada yaşamalarına rağmen transfer önceliğini buraya vermiyorlar. Sosa – Oğuzhan ikilisi (Her ikisi de aynı anda sakat veya cezalı olmaz zaten bunlar kart görmeye yatkın oyuncular değil) bir derece kabul edilebilir ama Atiba-Veli gibi sürekli fiziksel mücadeleye giren, kart gören veya sakatlanabilen orta ikilinin sadece bir yedeği (Necip) olması hiç kabul edilebilir bir durum değil. Tabi eğer “ben büyük takımım” diyorsanız.
-          O yüzden Necip de sakatken bana “Bu maçta kim olmasın istersin” diye sorsalar hiç düşünmez Atiba derdim. Atiba dışında bir isim söyle deseler de Veli derdim.  Zira sadece Veli’nin tuttuğu bir ortasahanın çok güç kaybedeceği barizdi. Maçın anahtarı bence Beşiktaş ortasaha göbeğiydi.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ