28 Eylül 2014 Pazar

Takım Olmak!

Evvela, Galatasaray için oldukça zor geçeceğini tahmin ettiğim bir maçtı ve Galatasaray beklediğimden çok daha istekli olmasına rağmen de yine zor geçti. Burada Sivasspor'un hakkını vermeliyiz... Bu güne kadar Sivasspor oynadığı üç maçta da rakiplerine oranla daha iyi oynamış ve fakat özellikle kalecilerinin olmadık hataları yüzünden puanlar kaybetmişti.

Geçen seneki gibi hızlı oynuyorlar ve hücumda yaratıcı olabiliyorlardı. Fakat yine geçen seneki gibi kötü savunma yapıyorlardı. Maç sonu Roberto Carlos’a bunu sordum. “Geçen yıldan beri göze çok hoş gelen, dikine oynayan bir takım oluşturdunuz ama çok kolay gol yiyorsunuz. Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi savunma oyuncularından biri olarak düşünceniz nedir?” dedim. "Sürekli çalıştıklarını ama henüz çare bulamadıklarını" açıkladı. Bence açıkçası bunun nedeni oyuncu kalitesi. Hücumdaki oyuncular çok daha kaliteliyken (Aatıf, Utaka vs) savunmadaki oyuncular ise yetersiz isimler (Ümit, İbrahim Toraman). Dün genelde duvar olma işini hiç beceremeyen Burak’ın Sivasspor’un iki stoperini de ezdiğini gördük. Sırtı dönük toplar aldı, koşular yaptı fazlasıyla etkin göründü. Bunun nedeni önce Burak'ın çok istekli olması fakat sonra da Sivasspor stoperlerinin yetersiz olması.

23 Eylül 2014 Salı

Acizlik!

Her şey geç başladı. Geçtiğimiz sezon bittiğinde Mancini’yle devam edileceği sanılıyordu. Her nedense üzerinden bir ay geçtikten sonra Mancini ile yolları ayırma kararı verildi. Bu (doğru ya da yanlış) geç karar yüzünden ve Dünya Kupası yüzünden yeni gelen hoca da geç geldi. Hoca geç gelince kamp da geç yapıldı. Galatasaray yönetiminde futboldan anlayan yönetici olmadığı için, teknik heyetin yokluğunda kamp programı da hatalı ve eksik yapıldı. Prandelli’nin az sayıda yapılan hazırlık maçları yüzünden oyuncularını tanıması da gecikti. Zira çok sayıda hazırlık maçı yapamazdı çünkü fiziksel yükleme için zaten geç kalınıyordu…
Tüm bunlar yetmezmiş gibi transferler de çok geç ve kalitesiz yapıldı. Podolski’lerden Pandev’lere Alex Song’lardan Dzemaili’lere düşüldü. Yine listenin 4. 5. sırasındaki adamlara kalındı.
Prandelli zamanında 4-3-1-2’yi çok iyi kullanabilmiş bir teknik adam. Her nedense sürekli kanat istedi ve Yasin gibi yetersiz oyunculara 2.5 milyon Euro’lar verilmek zorunda kalındı.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

5 Eylül 2014 Cuma

Galatasaray'ın Transferleri ve Sistemi

Galatasaray’la yaşayan bir ağabeyimden öğrendiğime göre Prandelli geçen seneki Ersun Yanal gibi takıma ağır bir yükleme yapıyormuş. Hala fiziksel çalışmalar ağırlıktaymış ve takım çift idmana devam ediyormuş.
Galatasaray bu sezon da aşağı yukarı 50 maç oynayacak. +1 Süper Kupa finaliyle birlikte lig zaten 35 maç. 6 Şampiyonlar Ligi. Büyük ihtimalle Avrupa Ligi’ne gidileceği için en az 4’te orada eleme oynasanız 10 Avrupa maçı yapar. En az 5 de Türkiye Kupası oynansa 50 eder. Daha çok olma, 60’lara dayanma ihtimali var. Galatasaray’ın futbolcularının çoğunun milli olması yüzünden bu sayıların bireysel olarak daha da yüksek olması ihtimali var.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

27 Ağustos 2014 Çarşamba

Fenerbahçe - Galatasaray Maçı Analizi

Dün, Türk futbolunda sonucun %70’ini belirleyen, saha dışı ve içi futbol harici etmenler üzerine yoğunlaşmış ve SÜPER finali ilk olarak bu şekilde değerlendirmiştim. Bugün sonucun ancak %30’unu etkileyebilen bizim sevdiğimiz kısmı, saha içini yazacağım.
Evvela Galatasaray hakkında SÜPER finalden bir gün önce 24 Ağustos’ta Twitter’da şunları yazmıştım.
-              Hazırlık sezonu bitti. Prandelli’nin Galatasaray’ı hakkındaki görüşlerimi yazayım.
-              Başlangıç sisteminin hatalı olduğunu düşünüyorum. Galatasaray'ın daha iyi kanatlara değil, kadroda olmayan (kovalayan) oyuncuya ihtiyacı var.
-              Geçen seneki kanatlar Hajroviç, Ontivero başarısız oldu, yerlerine Olcan ve Yasin alındı ama Galatasaray’ın esas eksiği bu muydu? Daha kaliteli kanat oyuncusu muydu Galatasaray’ın eksiği? Yoksa top kazanabilecek oyuncu muydu eksik?
-              Prandelli Mancini'nin 4-3-3'ünü aldı, derindeki adamı 10 numaraya koydu. “Ağırlık merkezini öne çekeceğiz ve pres eksiğimizi böyle kapatacağız” diye düşündü.
-              O yüzden de stoper isteği üzerinde durdu. Açıklayayım. Eğer siz ortasahada derinde adam kullanırsanız ya da ortasahanız Beşiktaş gibi olursa… Yani savunmanız, kalabalık rakiple geniş alanda birebir kalmazsa çok gol yemez. Bu savunmanın kalitesi sayesinde değildir, takım oyunundandır.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

26 Ağustos 2014 Salı

Süper Maça Tef Lazım

Süper zeki futbol yöneticilerimizin neresinden tutsan elinde kalacak şekilde düzenledikleri şu SÜPER final nihayet sona erdi. Maçtan önce "Hiç derbi gürültüsü, kavgası çekesim yok... Böyle maçlar sezon başı olmamalı daha ısınmadık bile" diye düşünüyordum.
Biliyordum ki, tribünlerden bir sürü yabancı madde yağacak, oyuncular saha içinde birbirine girecek,  bu gibi rezil pankartlar asılacak ve sonra da kim sorarsa bu maç Soma'daki acılı ailelerimiz için yardım olacak. Soma için duyarlılığımızı göstermiş olacağız,
şovumuzu yapacağız vs... İşte bu saçma düşünceyi ancak sözde birlikte yaşadığı bu halktan sonra derece kopuk olan, villalarından plazalarından dışarı çıkmayan bu süper zekalılar düşünebilirdi.
Kardeşim bu ülkede toplumun en duyarsızlaştığı gün derbi günüdür. Ne Soma'yı ne başka bir şeyi gözü görmez insanların. Abi kardeş birbirini bıçaklar bu günlerde. Yurdun dört bir yanındaki binlerce kahvehanede toplu kavgalar çıkar, sokaklarda insanlar birbirini bıçaklar, Edirnekapı'da çocuklar ölür ama siz sözüm ona duyarlılık yaparsınız...
Sporun birleştiriciliğiymiş de, efendim acılı ailelere destekmiş... Yahu siz bu topraklarda en son hangi spor müsabakasının insanları birleştirdiğini gördünüz? Destek dedikleri stat aşağı yukarı 15 bin kişilik zaten yarısı davetiyeyle dolmuştur. Oradan gelecek desteği, dünyanın en çok maaş alan Milli takım teknik direktörlerinden biri olan Terim zaten aylık maaşının çeyreğiyle karşılardı. Ama şovu kimse yapamazdı bak! Boşa giderdi.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ