27 Ekim 2014 Pazartesi

Son!

Öncelikle Kayseri Erciyesspor maçından sonra yazdığım yazıda “Bazen kazanırsın ama aslında kaybedersin” vurgusu yapmıştım. Bunun açıklaması da “Galatasaray kazandı ama kendi doğrularından vazgeçti” demekti.
Dortmund maçından sonra yazı yazma gereği duymadım. Neden yazmadığımı soran arkadaşlara da “Gerek yok, zaten Arsenal maçının aynısı” dedim.
Arsenal ve Dortmund, Galatasaray’a çok ters gelecek çok hızlı ve çok tempolu takımlar. Bu takımlarla onların oyununu oynarsanız 10 maçın 9’unu böyle fark yiyerek kaybedersiniz. Oynanan oyun, yenen goller Arsenal maçıyla aynı. İster üçlü çıkın, ister dörtlü, ister beşli… “Ben topu kontrol edeceğim bu takımlarla dişe diş oynayacağım” derseniz bu farkı bu kadro yer. Bu skor farkı, aradaki güç farkının tabelaya yansımasıdır.

28 Eylül 2014 Pazar

Takım Olmak!

Evvela, Galatasaray için oldukça zor geçeceğini tahmin ettiğim bir maçtı ve Galatasaray beklediğimden çok daha istekli olmasına rağmen de yine zor geçti. Burada Sivasspor'un hakkını vermeliyiz... Bu güne kadar Sivasspor oynadığı üç maçta da rakiplerine oranla daha iyi oynamış ve fakat özellikle kalecilerinin olmadık hataları yüzünden puanlar kaybetmişti.

Geçen seneki gibi hızlı oynuyorlar ve hücumda yaratıcı olabiliyorlardı. Fakat yine geçen seneki gibi kötü savunma yapıyorlardı. Maç sonu Roberto Carlos’a bunu sordum. “Geçen yıldan beri göze çok hoş gelen, dikine oynayan bir takım oluşturdunuz ama çok kolay gol yiyorsunuz. Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi savunma oyuncularından biri olarak düşünceniz nedir?” dedim. "Sürekli çalıştıklarını ama henüz çare bulamadıklarını" açıkladı. Bence açıkçası bunun nedeni oyuncu kalitesi. Hücumdaki oyuncular çok daha kaliteliyken (Aatıf, Utaka vs) savunmadaki oyuncular ise yetersiz isimler (Ümit, İbrahim Toraman). Dün genelde duvar olma işini hiç beceremeyen Burak’ın Sivasspor’un iki stoperini de ezdiğini gördük. Sırtı dönük toplar aldı, koşular yaptı fazlasıyla etkin göründü. Bunun nedeni önce Burak'ın çok istekli olması fakat sonra da Sivasspor stoperlerinin yetersiz olması.

23 Eylül 2014 Salı

Acizlik!

Her şey geç başladı. Geçtiğimiz sezon bittiğinde Mancini’yle devam edileceği sanılıyordu. Her nedense üzerinden bir ay geçtikten sonra Mancini ile yolları ayırma kararı verildi. Bu (doğru ya da yanlış) geç karar yüzünden ve Dünya Kupası yüzünden yeni gelen hoca da geç geldi. Hoca geç gelince kamp da geç yapıldı. Galatasaray yönetiminde futboldan anlayan yönetici olmadığı için, teknik heyetin yokluğunda kamp programı da hatalı ve eksik yapıldı. Prandelli’nin az sayıda yapılan hazırlık maçları yüzünden oyuncularını tanıması da gecikti. Zira çok sayıda hazırlık maçı yapamazdı çünkü fiziksel yükleme için zaten geç kalınıyordu…
Tüm bunlar yetmezmiş gibi transferler de çok geç ve kalitesiz yapıldı. Podolski’lerden Pandev’lere Alex Song’lardan Dzemaili’lere düşüldü. Yine listenin 4. 5. sırasındaki adamlara kalındı.
Prandelli zamanında 4-3-1-2’yi çok iyi kullanabilmiş bir teknik adam. Her nedense sürekli kanat istedi ve Yasin gibi yetersiz oyunculara 2.5 milyon Euro’lar verilmek zorunda kalındı.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

5 Eylül 2014 Cuma

Galatasaray'ın Transferleri ve Sistemi

Galatasaray’la yaşayan bir ağabeyimden öğrendiğime göre Prandelli geçen seneki Ersun Yanal gibi takıma ağır bir yükleme yapıyormuş. Hala fiziksel çalışmalar ağırlıktaymış ve takım çift idmana devam ediyormuş.
Galatasaray bu sezon da aşağı yukarı 50 maç oynayacak. +1 Süper Kupa finaliyle birlikte lig zaten 35 maç. 6 Şampiyonlar Ligi. Büyük ihtimalle Avrupa Ligi’ne gidileceği için en az 4’te orada eleme oynasanız 10 Avrupa maçı yapar. En az 5 de Türkiye Kupası oynansa 50 eder. Daha çok olma, 60’lara dayanma ihtimali var. Galatasaray’ın futbolcularının çoğunun milli olması yüzünden bu sayıların bireysel olarak daha da yüksek olması ihtimali var.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

27 Ağustos 2014 Çarşamba

Fenerbahçe - Galatasaray Maçı Analizi

Dün, Türk futbolunda sonucun %70’ini belirleyen, saha dışı ve içi futbol harici etmenler üzerine yoğunlaşmış ve SÜPER finali ilk olarak bu şekilde değerlendirmiştim. Bugün sonucun ancak %30’unu etkileyebilen bizim sevdiğimiz kısmı, saha içini yazacağım.
Evvela Galatasaray hakkında SÜPER finalden bir gün önce 24 Ağustos’ta Twitter’da şunları yazmıştım.
-              Hazırlık sezonu bitti. Prandelli’nin Galatasaray’ı hakkındaki görüşlerimi yazayım.
-              Başlangıç sisteminin hatalı olduğunu düşünüyorum. Galatasaray'ın daha iyi kanatlara değil, kadroda olmayan (kovalayan) oyuncuya ihtiyacı var.
-              Geçen seneki kanatlar Hajroviç, Ontivero başarısız oldu, yerlerine Olcan ve Yasin alındı ama Galatasaray’ın esas eksiği bu muydu? Daha kaliteli kanat oyuncusu muydu Galatasaray’ın eksiği? Yoksa top kazanabilecek oyuncu muydu eksik?
-              Prandelli Mancini'nin 4-3-3'ünü aldı, derindeki adamı 10 numaraya koydu. “Ağırlık merkezini öne çekeceğiz ve pres eksiğimizi böyle kapatacağız” diye düşündü.
-              O yüzden de stoper isteği üzerinde durdu. Açıklayayım. Eğer siz ortasahada derinde adam kullanırsanız ya da ortasahanız Beşiktaş gibi olursa… Yani savunmanız, kalabalık rakiple geniş alanda birebir kalmazsa çok gol yemez. Bu savunmanın kalitesi sayesinde değildir, takım oyunundandır.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ