26 Ocak 2015 Pazartesi

İletişim Uzmanı Hamzaoğlu

Maç sonu Hamza Hamzaoğlu basın toplantısına katıldı ve açık yüreklilikle önce Burak’tan sonra tüm Galatasaraylılardan özür diledi. Burak’ın ne kadar istekli olduğunu anlattı “Ama yine de karar verecek kişi bendim ve ben bu hatayı yapmamalıydım” dedi.
Hatalar yapılır, bir önceki yazıda da belirttiğim gibi 45 yaşında, ilk kez bir büyük takım çalıştıran, genç potansiyelli bir hoca tercih hataları yapar ama önemli olan bu hatalardan tecrübeler edilenebilmesidir. Hataları tekrar etmemesi önemlidir.
Gençlerbirliği maçında oyuncu değişikliğinde geç kaldığı için hata yaptığını itiraf eden Hamzaoğlu, Beşiktaş maçında değişikliklerini erkenden yapmıştı. Fakat bu Rize maçında yine değişiklik için geç kaldı ve bana, bazı oyunculara imtiyazlı davranırken bazılarını da biraz öteliyor gibi geldi.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

21 Ocak 2015 Çarşamba

Hamza Hoca, 'abileri' ve Ferguson


Öncelikle Hamza hoca beklentimin çok üzerinde bir başlangıç yaptı. Takıma motivasyon anlamında büyük bir inanç verdi ve futbolcuların özgüvenlerini kazanmalarında çok kısa sürede çok başarılı oldu.
Sadece bununla kalmayıp Beşiktaş maçındaki gibi doğru taktik hamlelerle takdir edilmesi gereken puanlar da topladı.
Gençlerbirliği maçında ezilen 4-4-2’sini Beşiktaş maçında 4-3-3’e çevirdi ve Beşiktaş’ın savunmadan en çok top çıkaran oyuncusu olan Motta’yı Umut gibi ilerde şahane savunma yapan bir oyuncu ile durdurdu ve Beşiktaş’ın geriden oyun yönetebilmesini engelledi. Ayrıca Melo’yu derine atarak savunma önünde bir duvar ördü ve Beşiktaş’ı defansif olarak durdurmayı bildi. Şansının da yardımıyla bir duran top golü sonrası üç puanı aldı.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

5 Ocak 2015 Pazartesi

Derbiden Kalanlar

Kısa kısa maç notlarımı yazayım.
-          Beşiktaş orta saha göbeğini her zaman 3 oyuncuyla tutuyor. Bu üç oyuncudan ikisi de Atiba – Veli – Necip üçlüsünden ikisi olunca fiziksel olarak net üstünlük sağlıyor. Diğer biri ise Sosa veya Oğuzhan olunca bir yaratıcılık sunup, uygun bir 4-2-3-1 çıkarabiliyorlar. Oğuzhan ve Sosa aynı anda olmaz ise yaratamıyorlar veya Atiba, Necip, Veli üçlüsünden ikisi aynı anda olmazsa fiziksel üstünlükleri son buluyor.
-          Zengin kadrolarda bu üç ortasaha göbeği mevki ortalama 7 oyuncuyla düzenlenir. Beşiktaş’ta ise bu sayı 5! Üstelik bu rotasyon zaafını sürekli ortasahada yaşamalarına rağmen transfer önceliğini buraya vermiyorlar. Sosa – Oğuzhan ikilisi (Her ikisi de aynı anda sakat veya cezalı olmaz zaten bunlar kart görmeye yatkın oyuncular değil) bir derece kabul edilebilir ama Atiba-Veli gibi sürekli fiziksel mücadeleye giren, kart gören veya sakatlanabilen orta ikilinin sadece bir yedeği (Necip) olması hiç kabul edilebilir bir durum değil. Tabi eğer “ben büyük takımım” diyorsanız.
-          O yüzden Necip de sakatken bana “Bu maçta kim olmasın istersin” diye sorsalar hiç düşünmez Atiba derdim. Atiba dışında bir isim söyle deseler de Veli derdim.  Zira sadece Veli’nin tuttuğu bir ortasahanın çok güç kaybedeceği barizdi. Maçın anahtarı bence Beşiktaş ortasaha göbeğiydi.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

28 Aralık 2014 Pazar

Dayanıklılık 1-1 Yetenek

Gençlerbirliği - Galatasaray maçı öncesi analiz için iki takımı ele alsak şöyle tanımlamalar yapabilirdik.
Galatasaray için: Tecrübeli oyunculardan kurulu, akıllı ve yetenekli futbolcuları olan, teknik kapasitesi yüksek fakat yavaş, fizik gücü düşük ve dayanıksız bir takım.
Dayanıklılık olarak kastettiğim, takımın direnç gücü olarak algılanmasın. Dayanıklılık bireysel olarak, oyuncuların maçın belli dakikalarından sonra, özellikle 55. dakikalardan sonra, mücadele gücünü kademeli olarak yitirmesidir. Galatasaray'da belli profesyonellik seviyesinin altında olduğundan (Melo, Telles, Pandev, Hakan Balta) veya belli profesyonellik seviyesinin altında olduğu için olması gereken kilonun üzerinde olduğundan (Olcan) veya kariyeri uzun süreli sakatlıklarla dolu olduğu için belli kondisyon seviyesinin altında olduğundan (Hamit) veya fizik kapasitesi genetik olarak düşük olduğundan (Sneijder, Emre Çolak) dayanıklılığı düşük çok oyuncu var. Dahası çok oynamayamadığı için dayanıklılığı düşük olan Dzemaili, Bruma gibi oyuncular da var. Yedeklerde zaten dolu... Hem oynayamadıkları için hem de yeterli profesyonellik veya hırsa sahip olmadıkları için dayanıklılığı düşük Furkan, Umut Gündoğan, Engin, Yiğit vs kaynıyor.
Tabi sürekli oynamak çok önemli. Emre Çolak'ta bu dayanıklılık artışı bu maçta ciddi dikkatimi çekti!

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

15 Aralık 2014 Pazartesi

Hocaya İnanan ve İnanmayan Oyuncular

Konyaspor maçı sonrası yazdığım makale çok uzun sürdüğü için bu konuyu ayrı bir yazıda irdelemek istedim.
Bir önceki yazımda, Galatasaray'ın Balıkesirspor maçındaki bariz teknik direktör hatalarına değinmiştim. O maç ve kısa süre sonra Londra'da oynanan Arsenal maçının ardından Galatasaray oyuncularının Teknik Direktörlerine karşı olan inançlarının yerle bir olduğu görünüyor.
Bunu şuradan anlayabiliriz. Prandelli takıma geç katıldı, ilk başlarda herkesle dialogu çok iyiydi. Hazırlık kampları geç yapıldı, yeterli sayıda hazırlık maçı oynanamadı ve sürekli koşu idmanları yapıldı.
Sezon başında Burak Yılmaz, "Hiç olmadığı kadar çok çalıştık, sürekli koştuk fakat bunu sahaya yansıtmakta zorlanıyoruz" demişti.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

"Okula mı Gidiyoruz?"

Bu sezon, izlediğim en inanılmaz maç Balıkesir – Galatasaray maçıydı. Sadece bu sezon da değil, uzun yıllardır bu kadar inanılmaz bir maç izlememiştim. Galatasaray onlarca kenar orta kesip, 90 dakika rakip yarı alanda oynadığı maçta doğru düzgün pozisyona girmeyi becerememişti. Hadi bunu yetersiz rakip analize, hatalı oyuncu tercihlerine ve oyuncuların nedense motivasyonsuz oluşuna bağlayabiliriz… Fakat, değil 90 dakika, maç ertesi sabaha kadar oynansa kendi yarı alanını geçmekte zorlanacak Balıkesirspor’un hiç yoktan 2 gol atması gerçekten inanılmaz, akıl mantıkla açıklanamaz bir durumdu. Prandelli maç boyu ceza alanına 79 kez top gönderen takımında en uçta kalabalık arasında ezilen ve yere sağlam basamayan Burak’ı kullanarak bu 79 ortayı heba eden, çok kötü bir teknik direktörlük performansı sergilemişti. Üstelik karambolleri çok iyi değerlendiren, sırtı dönük top alabilen, tek vuruşu çok iyi yapabilen Pandev o haftalarda Eskişehirspor’a karşı da, Anderlecht’e karşı da oynuyordu ve en oynaması gereken maçta 80 dakika boyunca kenarda yedek beklemişti. O maç zaten oyun stiline hiç uygun olmayan bir oyunu oynamak zorunda kalan Burak da nedense ekstra isteksiz oynamış ve tüm bu hatalarla birlikte, Chedjou’nun da savunmadaki büyük hataları Balıkesir’e inanılması güç bir galibiyet getirmişti.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ