18 Haziran 2015 Perşembe

Hagi Olmak vol: 3


Zeki çevik ve ahlaklıydı.
Zekasını anlatmaya gerek yok...
Çevikliği tuhaftı. Hala çeviktir sanırım Hagi. Aklıyla vücudunun koordinasyonunu sağlar ve çok atik davranabilirdi. 35 yaşındayken Dünyanın o zaman en çevik futbolcusu Roberto Carlos'un yanından geçerdi... 2 saniyede 5 metre önünde olmuştu hatırlarsanız. Fırlıyordu çalım atacağı zaman zaten.
Çalım atarken sağ ayağını öne basar, topu ve sol ayağını vücudunun arkasında bırakırdı. Hatta sol el bileğini de bükerdi, gözünüzün önüne getirin, hatırlarsınız. Neyse... Yani topla birlikte rakibini geçmeye çalışırken vücudunu 1 metre öne atardı. Ve ok gibi fırlardı.
Sonra top solunda, kendisi topla rakip arasında geçer giderdi...
Dortmund maçında falan az yardırmışlığı yoktur o şekil.
Çevikti yani, 35 yaşında bile deli gibi dripling yapabilecek kadar çevikti.
Şimdi kendisi ile kıyaslanan Alex dripling'in d'sini yapamaz misal. Onun yaptığına feyk denir en fazla. En maximum yaptığı dripling 3 metre :) Çalımı yiyen adam 3 metre sonra tekrar önüne çıkıyor... Çünkü çevik değil, geçtiği zaman uçup gidemiyor.
Hagi ise 60 metre yapardı bunu bazen.
Sergen de yapardı bunu bakın o da aklıyla vücut koordinasyonunu sağlayan bir adamdı, göbek önde giderdi ama nasıl oluyorsa giderdi yani...
Ve neyse boşverin bunları...

Ahlaklıydı Hagi!

İş ahlakı denen bir şey var! Biz Türkler ne demek olduğunu bilmeyiz. Onun vücut bulmuş hali Hagi'dir. Hagi olmak babası vefat ettiğinde bile içi kan ağlayarak idman yapmak demektir. Böyle büyük bir isimken bile, böyle büyük kredin varken bile tek idman kaçırmamak demektir.
Yukarda Sergen örneği verdim ya. Ona soruyorlar misal zamanında Bülent çok çalışıyor diyorlar. Sen neden çalışmıyorsun?
- Bülent yeteneksiz o çalışmazsa futbolcu olamaz, ben yetenekliyim, o yüzden çalışmama gerek yok diyor... O yüzden de bir bok olamıyor zaten de neyse şimdi.

Hagi...
Aldığı parayı hak etmek diye bir terim var... İlah olmuşken, peygamber gibi sevilirken, 36 yaşında götünden ter akana kadar idman yapar ve öyle hak ederdi parasını. İstese yatar ne olacak, sene sonu futbolu bırakıyor, onun bir kaç maçlık veyahut bir sezonluk falan değil... Ömürlük kötü oynama hakkı vardır bu taraftarın kalbinde!
Ama o öyle yapmadı. Hep diyorum son maçında bile sahanın tozunu atan bir 30 metreden çakan bir de penaltıyı sokan adamdı Hagi.

Ahlaklıydı... Çünkü hakkını arardı Hagi. Erol Ersoy, kıskanç rakip takım taraftarları, haysiyetsiz yorumcular üçgeninde, ahlaksız ilan edilmiş, bu toprakların gördüğü en ahlaklı oyunculardandı Hagi.

Hakkını aradı diye ahlaksız olmaz bir adam.
Ahlakı bozuk, bozulmuş. Ahlakı böyle Mehmet Ali Erbil'ler, Ahmet Çakar'lar, Erman'lar gibi adamlarca tecavüze uğramışlar ülkesinde senelerce ahlaksız ilan edildi Hagi.
Tek suçu ne? Hakeme itiraz etmek vs. O onun karakteriydi, haksızlığa isyan ederdi o adam.

Günün birinde... Yan hakemle gitmiş hiç sesini yükseltmeden, hiç itiraz etmeden, hiç suratını ekşitmeden, hiç elini oynatmadan, hiç fuck off demeden pozisyonu konuşuyor. Ve planlı programlı Erol Ersoy gelip kendisine, itiraz ediyorsun diye sarı kart veriyor. Yüzüne bile bakmadan! Planlı programlı Erol Ersoy arkasını dönüyor, Hagi'ye. Hagi, Erol Ersoy'u kolundan tutuyor ve bir dakika diyor... Bir dinle.
Neden kolumdan tuttun diye 2. sarıyı çıkarıyor Erol Ersoy Hagi'ye.
Ve Hagi'de film kopuyor.

Ahlaklı olmayan adam bu bariz kahpeliğe ses çıkarmayıp, "boşver uzun süreli ceza almayayım, paramdan olmayayım" deyip soyunma odasına inecek adamdır. Ahlaklı adam bu plana programa, bu suratından oyunculuk akan, tiyatronun suratına tüküren adamdı.

O gün Galatasaray yönetimi takımı ligten çekmeliydi.
O gün Galatasaray üst üste beşinci şampiyonluğuna ulaşmasın diye yapılmayan tiyatro kalmamıştı.

Ahlaklı adam... Geç ahlakını, bu ülkeye Avrupa'da şampiyonluk kazandıran baş adam! 6 maç ceza almıştı ve yetmemiş ahlaksız ilan edilmişti... Ahlak anlayışı tecavüze uğramışların ülkesinde. Hem de ahlaklı(!) Erol Ersoy'un suratına tükürdü diye.

Ahlaksız olsa bir adam... Adams 3-4 tane net, ard arda dirsek attığında ayakta durmaz, yüzünü tutar kendisini sırt üstü yere atardı.
Ve hagi rakibi arkadan çekti diye sarı, Adams ise kırmızı alırdı.

Ama bizim ahlak anlayışımız, tecavüze uğramış olduğu için, biz takımını yanlız bırakan Hagi'ye ahlaksız dedik, yine o gün.

Hagi kimseye kasten (sebepsiz) durup dururken vurmadı.
Hagi ayakta duramayacak kadar darbe almadan asla kendisini yere atmadı.
Hagi haksızlığa susmadı.
Hagi son güne kadar aldığı paranın hakkını verdi.
Hagi bir karakter kattı.

Hagi aslında ahlak öğretti! Biz öğrenmedik, biz ona ahlaksız dedik, çünkü biz ahlak anlayışı bozuk bir milletiz.

Hagi Olmak vol: 2


Zamanın birinden...

Durup dururken burnumun direğini sızlatmış oyuncudur. Hatta ne oyuncusu yahu, tanımına tüküreyim extensor. Burnumun direğini sızlatmış sanatçıdır... Hani Arda'nın arabası konuşuluyor falan ya... Bana ne? İsterse uzay mekiği alsın da...
Az önce şey öğrendim. Hagi'nin en sevdiği yemek, ekmek arası dometes peynirmiş... Hay anasını gözlerim doldu...

Bir insan bu kadar büyük olup, bu kadar basit olur mu? Belki de gerçek büyüklük budur ha ne dersiniz?

Yani ben 40 yaşıma kadar oynayacağım deyip, Galatasaray efsanesiyken, yedekliğe düşecek kadar küçülmeyi kendine yedirememektir büyüklük.
Üç kuruş daha para alacak diye, futbolu bırakmayıp bu duruma düşmemektir büyüklük ha?

Türkiye'nin en iyi oyuncusuyken Fatih Terim'le jip kavgası yapmamaktır belki de. Paragöz olmamak, aç gözlü olmamak.
100. yılı bekledikten sonra, 3-5 ay sonra Gençlerbirliği'ne gidip 20 senelik kulubune iki kişiye kızdın diye gol atınca kol geçirmek değildir büyüklük.
Sonra o kulube geleceksin... Teknik Direktörlük yapacaksın, gol atarken deli gibi seviniyordun...

Onlar için Galatasaray; yöneticiler, hocalar, siyasi, politik ilişkilerdi.
Hagi için Galatasaray; taraftarlardı, bizdik. Hagi sanatçıydı. Para göz değildi.
Vay efendim, ulan neden bana Metin Oktay değeri vermiyorsunuz demedi.
Heykel meykel ağzına almadı
Hagi futbolu bıraktığı maç derbi maçında Trabzonspor'a 2 tane atan adamdı. Bırakırken bile sahanın en iyisiydi Hagi.
O gollerden biri de 30 metreden ha.

Sahaya resmen hükmediyordu.
Öyle Messi gibi falan değil. Çok farklı. Emir verir gibiydi. Komutan gibi.
Orta okulda falan tarih öğretmeniniz vs olur ya. Her haltı bilir. Karizması altında eğilirsiniz.
Ne derse boyun eğersiniz. Rol model alırsınız kendinize, hayranlık oluşur... Onu tanrı gibi görürsünüz ya.
Sahadaki bütün oyuncular Hagi'yi öyle görüyordu...
Sanki elinde asa var gibi oynuyordu herif.

Futbol oynarken bu kadar ürkütücü derecede bir karizmaya sahipken bir insan normal hayatında nasıl bu kadar basit olur?
Nasıl bu kadar naif, nasıl bu kadar güzel olur?

Peynir domates lan... Bizim gibi.
Giyimine kuşamına da dikkat etmezdi Hagi. Giyerdi bir gömlek tamam...
Ben köklerimi unutmadım zırvasını yapmadan, hayatımda gördüğüm en köklerini unutmayan adamdı Hagi.
Babam gibi yahu.
Peynir domates.

Bir de şerefsizler ordusu, dediler ki bu adama zeki çevik ahlaksız.
Bakın piçlere.
Neden? Taraftarına hırsız demiş.
Lan bir de düşün neden demiş?
Nedir bir telefon Hagi için.
Milyar tane telefon alır mal varlığıyla. Bir tanesi nedir ki, işini tehlikeye atsın, ismini tehlikeye atsın bir telefon için adam. Salak mıydı o kadar Hagi?
Haaa Hagi onu düşünmezdi işte. Hakan olsa duygu sömürüsünü yapar telefon size feda olsun der.
ama Hagi kızar. Çünkü önemsediği, sevdiği insanlara kızar Hagi
Siz sevdiğiniz insanların sizin bir şeyinizi çaldığını düşünseniz kızar böyle tepki vermez misiniz?

Metin Oktay bile kendi filminde oynamıştır, onun büyüklüğünü anlatan bir film... Hiç hoşuma gitmiyor o film.
Hagi ise hiç bunları yapmadı.

Basit şeylerle mutlu olmayı bilen, inanılmaz karizmatik bir insandı Hagi.
off ulan... Peynir domates ha...