
Türk futbol izleyicileri hakkında en sevmediğim şey, ayrıntıları göremeyip genellemelerin dibine vurmaları ve değerlendirmelerinin tamamen siyah ya da tamamen beyaz olması.
Halbuki özellikle bu oyunu oynayanlar doğrultusunda iyi ya da kötü olmalarını, daha doğrusu yeterli ya da yetersiz olmalarını sağlayan onlarca futbolcu özelliği mevcut.
İşin ehilleri yabancılar bunu 3 ana başlıkta toplamış, mental, teknik ve fizik diyorlar oyuncuların bu üç farklı boyutta bir sürü özelliği mevcut olabiliyor.
Mental dediğimiz olgu tamamen oyuncunun zekasıyla yapabileceklerini gösteriyor. Daha zeki oyuncu, daha iyi pozisyon alabilir, savunmada ve hücumda nerede durabileceğini daha iyi hesap eder. Lider özelliğiyle arkadaşlarını ateşleyebilir, agressif oynayarak rakibi sindirebilir, takım oyununa daha uygun olur, takımla birlikte savunma yapabilir, ön sezileri daha kuvvetli olabilir, rakibin ataklarını kesmekte veya karambol pozisyonları değerlendirebilmekte diğerlerine oranla fark yaratır vs. (Van Bommel, İnzaghi falan)
Misal Fatih Tekke'yi özel yapan şeylerden biri budur. Ön sezileri zekasından, kurnazlığından dolayı daha iyi olduğu için diğer santrforlara oranla bu şekilde fark yaratabilir. Ancak Tekke fiziksel olarak düşüş yaşamıştır, iyi top süremez vs vs.
Teknik dediğimiz konu da bir futbolcunun diğerlerine oranla daha iyi şut çekebilmesi, daha iyi dripling yapıp fark yaratabilmesi, daha iyi top kontrol yapıp kendisine daha iyi pozisyon yaratabilmesi, top ayağındayken daha rahat olabilmesi, daha iyi orta kesebilmesi, duran top kullanabilmesi vs vs olabilir. Teknik Mental ve Fiziksel özelliklere oranla daha kolay ayrıştırılabilen anlanabilen bir olgu.
Fiziksel olarak ise oyuncunun sürati, yere sağlam basabilmesi, hava topu hakimiyeti, gücü, birden hızlanabilmesi (Sercan Yıldırım) dayanıklılığı yani kolay mı yoruluyor yoksa oyunun son dakikalarına kadar yorulmadan koşabiliyor mu (Alper Potuk bu konuda eksik, Sabri ve Servet bu konuda insan üstü) vs gibi şeyleri söyleyebiliriz.
Sabri'den daha zeki olmayıp, Sabri'yi beğenmeyen güzelim Türk futbol izleyicisi bu farklılıkları izlediği sporda ayrıştıramaz ve oyuncuları siyah - beyaz diye ikiye ayırır.
Şimdi öncelikle elma ve armutları ayırmak konusunda kısa bir kaç örnek vereceğim.
Kimsenin beğenmediği ve tamamen siyah oldukları söylenen fakat her nasılsa Türkiye'ye gelmiş neredeyse bütün Teknik Direktörlerin oynattığı ve bu Sabri'den akıllı olmayan izleyicilerin anlam veremediği şaşıp kaldığı, ideolojik olarak oynatıldığına falan inanmaya başladıkları :) bazı oyuncuları değerlendirelim...
Bu adamlar müthiş bir motivatör olduğu için Terim'e taparlar ama Terim Gökhan Zan'ın tekniğiyle ilgili övgü dolu sözler söyleyip, onu savunmadan top çıkarabilmek için Milli takıma aldım dediğinde ne demek istediğini hiç anlamazlar. Onlara göre Gökhan Zan tamamen siyahtır ve top tekniği falan yoktur. Halbuki Gökhan'ın top kaybetmesi Fatih Terim'in oyunu ona kurdurmasından ve Gökhan'ın da ayağındaki topları basit oynamak yerine hep dikine oynamasındandır. Siz ortasahanız da çok hareketli değilse ve yanınızdaki stoper Ujfalusi falan topu sürekli size veriyorken oyun kurmak zorundayken pas hatası yapabilirsiniz bu çok doğal bir şey. Terim şimdi Semih'in de tekniğini geliştirmek için Ujfa'nın topu zaman zaman onun kullanmasına izin vermesini temkinliyor. Semih de dikine kullanmaya çalışıp pas hataları yapabiliyor. Bunlar normal ve aslında güzel top kayıpları (Melo'nun kaybettiklerinden ayrı tutulmalılar)...
Servet Çetin: Servet fazlasıyla teknik yoksunu olduğu için (ki kendisi 15-16 yaşına kadar iyi futbol eğitimi almış bir oyuncu değil, Güney Amerika'da 8-12 yaş arasındaki oyuncuların teknik öğretileri kazanabilmesi için kurulan futbol akademileri var. Sen sanıyorsun ki kum da oynadı da ondan böyle teknik hayır adamlar eğitmesini biliyor. Ve futbolda teknik öğretilerin 12 yaşına kadar gelişebileceğini, o yaştan sonra gelişimin çok yavaş ilerleyeceğini söylüyorlar. Amcası Maradona'ya 3 yaşındayken bir top almış Maradona'nın ergenliğine kadar tek oyuncağı buymuş mesela yatıp kalkıp topla oynuyormuş. Tarihin en büyük futbolcusu olup olmadığı tartışılır ancak kesinlikle tarihin en teknik futbolcusudur. Pele fiziksel olarak inanılmaz bir insan, süratlenmesi, zıplayabilmesi vs özel bir insan. Uzun lafın kısası sanırım Servet 12-13 yaşına kadar futbol eğitimi almış olsa ya da topla yatıp kalkan bir çocuk olsa bu kadar topu kullanamayan bir oyuncu olmaz. Onu da geçtim Servet 15-16 yaşına kadar bir kulübün alt yapısında oynasa, 12-13 yaşında sağa 30 metrelik 100 tane pas, dönüp sola ters ayakla 100 tane 30 metrelik pas atsa her gün böyle çalışsa, yine böyle kötü olmazdı tekniği. Yani onun teknik yoksunu olması da onun suçu değil. Adama Vidiç'in Ferdinand'ın aldığı alt yapı eğitimini verdin mi ki?
Yabancılar 8-12 arası teknik eğitimin, 12-16 arası zekanın olgunlaşmasıyla birlikte mental eğitimin, 16 yaşından sonra da fiziğinin gelişmesiyle birlikte fiziksel eğitimin yapılması gerektiğini söylüyorlar.
Ee bizim oyuncular futbola 15-16 yaşında başlıyor onu ne yapacağız? Diğerlerine oranla fark yaratabilmek için de mecburen 15-16 yaşından sonra çocuklara basıyorlar fiziksel eğitimi... Bu da normal. 15-16 yaşından sonra fizik depolamazsan çocuk futbolcu falan olamaz, ezilir biter.
Gel gelelim Servet karakterli bir oyuncu değildir. Kendi yetersizliğini gören ve kendisini kullanmayı düşünmeyen Teknik Direktörlerin kuyusunu kazmaya çalışmıştır ama bunlar ayrı konular.
Eee Servet'i senelerce Milli takımın direk 11'i yapmış, Fenerbahçe ve Galatasaray'da oynamasını sağlamış tek konu fiziği mi? Hayır. Ki Servet'in fiziksel de bir çok zaafı vardır. Fizik kelimesi Sabri'den akıllı olmayıp Sabri'yi beğenmeyen Türk Futbol izleyicisi olarak sadece yağlı güreş sporu için yararlı olabilecek şekilde algılanıyor. Halbuki Avrupa'da fizik deseniz, sizin belinizin inceliği önemli olur.
Servet fiziksel olarak, iyi hızlanamadığı için (kalçası büyük), kendi etrafında sağa, sola hızlı hamle yapamadığı için buna da çeviklik denir bu da bel çevresinin genişliğiyle ilgilidir. Üstelik süratli de bir oyuncu olmadığı için aslında fiziksel zaafları çok olan oyuncudur.
Ancak, Servet yere sağlam basan, çok güçlü, hava hakimiyeti çok yüksek bir oyuncudur bu da fiziksel üstünlükleri oluyor. Yani Servet fiziksel olarak orta seviye özellikleri olan değil, ya çok kötü ya da çok iyi özellikleri olan bir oyuncu.
Servet'i asıl Servet yapan aslında zekasıdır! Burada dur. Çünkü Sabri'den zeki olmayıp Sabri'yi beğenmeyen Türk spor izleyicisi her zaman Servet'i, öküz, aptal, beyinsiz gibi sıfatlarla yorumlar. Halbuki, son derece ağır olmasına karşın Servet arkasına bir kere bile adam kaçırmaz! Neden?
Çünkü Servet doğru pozisyon almasını bilen aslında zeki bir oyuncudur. Servet zeki bir oyuncu olmasa bu tekniği ve bu ağırlığı ile Bank Asya'dan yukarı seviyede oynamaz, süratli oyuncular onu delik deşik ederdi. Ancak Servet süratli oyuncular karşısında geri gelerek, onları oyalayarak, çok konsantre oynayarak vs bir şekilde zaaflarını saklamayı bilecek kadar akıllı bir oyuncu. Konsantrasyonunu üstte tutmayı biliyor, sezileri iyi ve pozisyon bilgisi üst düzey.
Sabri'ye gelelim. Teknik yoksunu olduğu söylenir. Halbuki Sabri ile ondan çok daha üstün bir futbolcu olan Gökhan Gönül arasında çok fazla teknik farkı yoktur.
Gökhan'ı Sabri'ye üstün kılan şey mental yani zekadır.
Sabri'nin de, Gökhan'ın da tekniği vasattır. Ne Mustafa Sarp, Servet seviyesinde kötü ne de ortaseviyede değildir.
Ancak Gökhan Gönül, önünde futbolcu varken iyi orta kesemeyeceğini sezebilen bir futbolcudur. Nerede pas atacağını, nerede şut çekeceğini, nerede orta kesebileceğini algılayabilen bir futbolcudur. Sabri ise bunu farkedemez.
Önünüzde adam varken çok iyi orta kesebilen bir oyuncu bile olsanız ya önünüzdeki adama çarptırırsınız ya da kötü orta yapmak zorunda kalabilirsiniz. Bu şut çekmekle de ilgilidir. Çok hızlı koşarken nasıl kolay turnike yapılamıyorsa basketbolda bu futbol için de geçerli, çok hızlı koşarken şut atmak da zordur. Sabri sezileri çok kötü olduğu için zekası düşük olduğu için teknik olarak çok kötü görünüyor. Aynı teknik özelliklerle hayli zeki olan Gökhan Gönül ona fark yaratabiliyor. Fiziksel açıdan Sabri'yi yorumlamaya gerek yok, inanılmaz bir adam.
Hakan Balta, hem yavaş hem de yetenekli olmayan bir oyuncu ancak Hakan Balta çok zeki bir adam. Bakın Hakan'ın da tekniği Sabri'den iyi değildir. Hakan sadece ne zaman ne yapacağını çok daha iyi sezen bir oyuncudur. Tamamen beyni ile oynayan bir oyuncu Hakan ama yetersiz olduğu için adama aptal, gerizekalı gibi sıfatlar uyduranlar var.
Pawel Brozek gibi oyunculara da kazma denir mesela halbuki adam çok tekniktir ancak çok yavaş olduğu için topa bile vurma şansı kalmayabilir.
Neyse yoruldum. Aslında bütün futbolcular gri, bazıları açık bazıları koyu. Hakan Balta, Gökhan Zan, Sabri, Servet ben demiyorum ki Şampiyonlar Ligi'nde oynayabilecek oyuncular. Galatasaray 10 sene önceki gibi Şampiyonlar Ligi'nde büyük bir takım olmak istiyorsa bu oyuncuların bazılarını yedek yapıp bazılarını da tamamen göndermek zorundadır. Ona bir şey dediğim yok. Sabri nasıl Eboue gelip rotasyona düşmüşse bu sene başı, Hakan Balta da önümüzdeki sene öyle olmalı. Taiwo'nun falan yedeğine düşmeli. Gökhan yedekte kalıp Servet gidip, Semih ve Ujfa'ya kaliteli bir alternatif alınmalı. Hatta Ujfa'nın bir sene daha yaşlanması ve Semih'in gelişiminin ne seviyeye kadar yükseleceğini de hesaba katılıp 2 stoper bile alınabilir.
Kazım yedeksiz olduğu için istikrarsız. Fenerbahçe'nin Deivid'i alıp onu rotasyona düşürmesi ve ondan Şampiyonlar Ligi'nde Çeyrek Final oynadıkları sene rotasyonda maksimum verim aldıkları gibi bizim de öyle bir oyuncuya ihtiyacımız var.
Neyse herkesi daha geniş çaplı ve ayrıntılı düşünmeye davet ediyorum.
5 Yorum yapılmış:
Çok güzel yazmışsın, okuduğum en güzel yazılardan biri.
yazı güzel de sabri'nin benim gözümde kredisi bitti; galatasary'ın evladı olmak da bir yere kadar artık yetti.
Harika yazı!
Ara ara çıkarmayta başladın yine böyle bombaları eline sağlık.
o değilde senin şu Bülent Korkmaz'ın son gençler maçındanda sonraki açıklamalarını dinledin mi ? "sezon öncesi yapılan yanlış transferlerden sonra, devre arasında yaptığımız doğru transferlerle .... "
Bu da mı gri şimdi ?
"Sabri'den daha zeki olmayıp, Sabri'yi beğenmeyen güzelim Türk futbol izleyicisi bu farklılıkları izlediği sporda ayrıştıramaz ve oyuncuları siyah - beyaz diye ikiye ayırır. "
Bu cumle benim icin ozetidir konudur ve inan ki benim de aklimdan gecti. Gunlerdir (ve aslinda yillardir) Sabri ile dalga gecen(guya, kucuk beyinlerinin izin verdigi olcude) yarim akillilari goruyorum. Cogunun hayatta hic bir basarisi olmayan, "loser" tipli insanlar oldugundan emin olduklarim senelerdir belki de Turkiye'de emsali olmayan bir istikrarla oynayan Sabri'ye bok atma cureti gosteriyor, ben de icimden ve disimdan baya bir kufur ediyorum.
Yorum Gönder